SANSÜRSÜZ YAZARLAR
İsmail POLAT
Yazının Yazgısı‘Söz uçar yazı kalır’ lafını ilk duyduğumda, sözcüklere kanatlar takıp uçurmayı hayal etmiştim. O zamanlar hayallerim uçuk, kendim de biraz kaçıktım. Herkes gibi zamana yenildim ve olduğum yerde zıplamaya başladım. Şimdilerdeyse kendime sözcüklerden kanatlar yapıp uçmayı hayal ediyorum. Gecenin bir yarısı, en kederli harflerden dizeler yapıp hüzünlere gark eder ya da, en sevinçli hallerimi sözcüklerle süslerdim. En yalın ve çıplak hallerimi onlarla resmeder kişisel albümüme saklardım. Yavaş yavaş açılmaya >>>
Dr.Göknur AKÇADAĞ
Bilgi yayıldıkça, küreselleşen dünyada toplumlar arası dostluklar da önem kazanıyor. New York’ta bir süredir hazırlığı süren ve beklenen “Türkler ve Kızılderililer Arasındaki Bağ” konulu panel ve program vardı. USA İstanbul Üniversitesi Mezunları Derneği New York ve Amerika’da güçlü bir dernek, önemli etkinlikler, faaliyetler yapıyorlar. Başkanı Ali Çınar Harvard Hukuk mezunu çok başarılı bir Türk. Burada böyle insanların Türk toplumuna katkı oluşturma ve birleştirici, tanıtıcı faaliyetler içinde olması sevindirici. Biliyoruz ki bizim toplum yapımız çok fazla lider rol üstlenen insan çıkarmıyor veya niteliğinde sorun olabiliyor. Ali Çınar pek çok niteliği üstünde toplamış başarılı, birleştirici, toplumu motive edici Türk. Kızılderililerin Türk olduğu yönündeki iddia, ilk kez her iki tarafın da katıldığı bir toplantıda ele alınması ilginç bir deneyimdi. İstanbul Üniversitesi Mezunlar Derneği Başkanı Ali Çınar'ın girişimleri ile Türkevi'nde gerçekleşen toplantı büyük ilgi >>>
Murat YANCI
Stüdyo Basan Siyasi PartiYayına girmemize yaklaşık bir iki saat kalmıştı. Stüdyonun güvenlik görevlileri telaş içinde yanıma geldi. Kan ter içinde, “Ağabey dört araba dolusu adam stüdyonun girişinde bekliyor. Program sunucusunun falanca parti liderinden yayında özür dilemesini talep ediyorlar. Aksi halde gitmeyeceklerini ve sonucun çok kötü olacağını söylüyorlar.” dediler. Adamların bir siyasi partiyle bağlantıları vardı anladığım kadarıyla silahlıydılar. >>>
Leman SAM
Siz OkudukçaUsta mesaj çekmiş, yerin hazır yazmağa başla diye, günlerdir erteliyorum, korkudan. Yazmayalı hayli zaman oldu, bazen eski yazılarımı okuduğumda, “acaba bu yazıları ben mi yazdım “ diye şüpheye düştüğüm oluyor. Ustaya sordum, “elin durmuştur, hergün yaz” dedi. Haftada bir yazardım eskiden, kağıda basılan gazeteye şimdi herşey değişti, bu sanal alem beni korkutuyor ama büyük kolaylık olduğu kesin. Örnekse, geçtiğimiz günlerde yazdığım bazı yazıları nereye koyduğumu bulamıyorum, halbuki bilgisayara kayıtlı olsaydı kaybolmazdı. (yoksa kayboluyor mu?) Bunların hepsini öğrenmem gerek... Usta yazının kaç vuruş olması gerektiğini de söyledi. Bunu nasıl sayacağım bilmiyorum, öğrenirim elbette.. Konu sıkıntısı çekeceğimi zannetmiyorum, paylaşmak istediğim çok sey var, yalnız ne kadar özgür yazabilirim diye sordum “sansürsüz” dediler harika… >>>
Esat PALA
Ayılık öğrenilir mi demeyin, öğnenilir. Kimi, insan doğar; ayılaşır, kimi, ayı doğar; insanlaşır... Cemal Gülas, Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli fotoğraf sanatçılarından biridir... Yıllardır doğa fotoğrafları çeker ve doğayla içiçe yaşar... Bir kaç gündür de medyada adı "ayı datvi"yle birlikte anılıyor.. Dünya tatlısı sevimli ayı Datvi'yi tanımayanlar için kısaca anlatalım... Cemal Gülas, 7 ay kadar önce Karadeniz yaylalarında dolaşırken tesadüfen yavru ayı Datvi'yle karşılaşır. Datvi, tek başına ve yaralıdır. Sığınacak bir kurtarıcı bekler... Gülas, yavru ayıyı yanına alarak Çamlıhemşin'de yaşadığı orman evine götürür... >>>
Yalçın ERGÜNDOĞAN
Nükleer lobilerin gözü aydın. Tüm dünyadaki yaşam savunucuları için kara bir gün bugün. Kamuoyunda “Nükleer Yasa” olarak bilinen, “Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun”, TBMM Genel Kurulu'nda 10 saat süren görüşmelerin ardından AKP hükümetinin ısrarlı çabaları sonucu kabul edildi. Yasa üzerindeki görüşmelere 7 Kasım Çarşamba günü başlanmıştı. Çalışma süresinin dolması üzerine görüşmelerine 8 Kasım Perşembe günü de devam edildi ve itirazlara rağmen Meclis çoğunluğunca kabul edildi. Yaşam savunucuları >>>
Dr. Sıddık ARSLAN
ABD, Türkiye’yi Niçin Karşısına Alıyor?Soğuk savaş döneminde, Batı ittifakının en önemli kanatlarından birisi ve Sovyetler Birliği’ne karşı NATO’nun asker deposu rolünü üstlenmiş olan “stratejik ortak” Türkiye ile ABD arasında beş yıldan beri yaşanmakta olan gerilim, restleşme ve hesaplaşma ortamı “dış politika ve diplomasi ilişkilerinin karakteri açısından” önemli bir “ibretlik vesika” olarak karşımızda duruyor. Uluslararası ilişkilerde ebedi dostluk, düşmanlık veya dargınlıkların olamayacağı; ikili ilişkilerin duygusallık ve erdemlik yerine menfaat esaslarına göre yürütüleceği yönündeki ilkelerin somutlaştırılması adına, verilebilecek en iyi somut örnek “yarım asırlık ABD-Türkiye ilişkileri”nin takip ettiği seyirdir. Her ne kadar soğuk savaş yıllarındaki (1946-1991) ABD-Türkiye ilişkileri “asimetrik denge” esasına göre yürütülmüş olsa da, Batı Bloğu’nun iki >>>
Ersoy DEDE
Aurelio'lu Marş Reklamına Destek...Bugünlerde bir çok gazetede ya da internet portalında, bu ifadenin tam tersine rastladığınızı biliyorum. Aurelio’lu marş reklamına tepki.. Tam olarak da neden tepki duyulduğunu anlayabilmiş değilim. Şundan olabilir belki; “adamlar ne baba bir reklam kampanyası yürüttüler, biz beceremedik” tepkisi olabilir en fazla.. Aurelio’nun rol aldığı reklam filminin tartışıldığını okuduk basında. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık eğitimli bir gazeteci olarak şunu çok iyi biliyorum ki, reklam filminin kendisi kadar, tartışılması da, tartışıldığı noktalar üzerine çıkan ikinci tartışma da, reklama katkı sağlar.. Reklamı yapılan firmanın isminin daha çok konuşulmasına yol açar.. Alpet’in.. >>>
Dr. Maya ARAKON
DNA Testi, Göç ve İnsanlığın İl SınırıFransa’da Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı döneminin eskiye oranla bazı değişimler getireceği öngörülebilir bir olguydu. Hatta bu değişimlerin çoğunun insan hakları ve Fransa’daki göçmenlerin durumu açısından son derece olumsuz olacağı da tahmin ediliyordu. Ancak kendisi de göçmen asıllı olan Sarkozy’nin en son ortaya attığı fikir, son yılların en ırkçı tasarısını Fransa meclisine taşıdı. Toplumbiliminin kuralıdır: Göçmen göçmeni sevmez! “Önce gelenler”, “sonra gelenler”i istemez. Hatta en ilginci de, önce gelenlerin siyasi yelpazede gitgide daha muhafazakâr kanada >>>
Yüksel IŞIK
Laiklik mi, Çok Hukukluluk mu?Dinin kontrol altında tutulması üzerine kurulmuş bir yaklaşımın Cumhuriyet Türkiye’sini, en iyimser haliyle “ılımlı İslam ülkesi” noktasına getirdiği gerçeği göz önüne alınırsa, “gerektiğinde” demokrasiyi dışlayacak bir laikliğin tutulacak bir tarafı olmadığı anlaşılıyor. AKP’nin hazırlattığı Anayasa taslağı hakkındaki tartışmaların ana eksenini, türban ve zorunlu din dersleri dolayısıyla laiklik oluşturuyor. Küresel güçlerin Türkiye’ye biçtiği misyonun “ılımlı İslam” olduğu ön kabulü nedeniyle, ülkeyi >>>
Ertuğrul ACAR
Emin Çölaşan Neden Gönderildi?Emin Çölaşan'ın yazılarına son verilmesini, "Yazıları Hükümeti rahatsız ettiği için gönderildi" şeklinde değerlendirmek, bazı gerçekleri gözardı etmek anlamına gelir. Bu tezi geçersiz kılan en önemli veri Yılmaz Özdil'in Hürriyet'in yazar kadrosuna alınmasıdır. O halde soru şu: Çölaşan'ın 20 yıldır yazdığı gazeteden dışlanması ne anlama geliyor? 22 Temmuz seçiminin hemen ardından yaptığım değerlendirmede "Medya kendini yenilemeli, uzun yıllardır sürekli aynı şeyleri yazan insanlara artık kapıyı göstermelidirler... Medya yöneticileri, şunu unutmamalıdırlar ki, sattıkları her iki gazeteden biri, Televizyon başındaki her iki seyirciden biri belli bir partiyi tercih etmiş insanlar..." diye yazmıştım. >>>
Fuat UĞUR
Darbecilerin Mahalle Baskısı“Üniversitelerde türban serbest bırakılırsa bunun sonu gelmez ve herkes mahalle baskısı altında kalır. Bu da toplumu aynılaştırmaya, muhafazakarlaştırmaya giden süreci başlatır” denilmekte. Herkesin kişisel gözlemleri, deneyimleri ve ilişkileri farklıdır “Mahalle Baskısı” nı tanımlarken. Ama önce nedir bu “Mahalle Baskısı”, önce onun adını koyalım. Tezlerini güçlü kılmak için her yazısında “Sosyolog yanım ağır basıyor” şeklinde cümleler kuran Neo-Darbeci Medyatör gibi sofistike sözcükler kullanmadan belirtmek gerekirse, >>>
Hüseyin ÇAKIR
Normalleşme Nasıl MümkünKorkular üstüne kurulan siyasetin bir ayağı daha çöküyor. Abdullah Gül'ün geciken Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve sonucu, 22 Temmuz seçim sonuçlarıyla birlikte kesinleşmiş oldu. Parlamenter demokrasinin işleyişi, demokrasinin gelişmesi, siyasal alanın genişlemesi ve Türkiye'nin normalleşmesi için Gül'ün Cumhurbaşkanlığı önemli. “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözünün gerçeğe dönüşmesi için; milletin politik iradesinin, atanmışların >>>
Ragıp DURAN
Cumhuriyet gazetesinin ideologu, köşe yazarı aynı zamanda sahibi İlhan Selçuk'un son olarak yazdığı bir makalede, Milliyetçi Hareket Partisi'ni (MHP) kastederek, mealen, 'Bugünkü milli çıkarlarımız eski işkencecilerimle kucaklaşmamı zorunlu kılıyor' diyerek bir tartışma başlattı. Cumhuriyet'in eski yazı işleri müdürü Okay Gönensin, bu yaklaşımı sert bir şekilde eleştirdi. Makale çeşitli medya organlarında haber konusu olurken, Kanal 24'de Fuat Kozluklu'nun haber programında da tartışıldı. >>>
İlyas HALİL
Stradivaryus“Volga hep sis” diyordu bir ses. “Güneş, penceremden silinmiş bir yüz. Seninle uzağa aktığımı duyuyorum. Bana benziyordun. Toprağından sürülmüş nehir gibi, bir şeyden kaçıyordun.” Bir ses geliyordu uzaktan. Yakıcı bir kadın sesi… Yalnızlığın acısını, boş yatağını ve boşalan ülkesini kulağıma üflüyordu. “Volga sis. Aralık kapıdan ayak sesleri. Güzün gelip gittiğini...Yazın bittiğini hissediyorum. >>>
Ferhat KENTEL
Türkiye’de Anti-Demokrasinin Gayet Müşkül Vaziyeti...Türkiye’de anti-demokrasiyi işletebilmek gerçekten çok zahmetli bir iş... Çünkü habire yeni engeller çıkarıyorlar insanlar... Mesela anti-demokrasi bir zamanlar “hepimizin aynı olduğunu”, “farklılıklarımızı unutmamız gerektiğini” söylerdi; bir takım insanlar kalktılar, “farklı” olduklarını söylemeye başladılar. Anti-demokrasi mecbur kaldı; bu seslere kulaklarını tıkayamadı; önlem aldı, kendi kafasına göre... “Tabii herkes farklıdır”, “herkesin farklısı vardır”; “biz beyaz Türklerin dışında kalanlar, Kürtler, Ermeniler, İslamcılar falan farklıdır, >>>
Erhan ÇELİK
Yeteri kadar yazıldı, çizildi. Ben de aynı şeyleri tekrarlayıp, "Bu adamla işin ne?" kabilinden sözler etmeyeceğim. "Dün PKK yanlısı bir gazetenin yazı işleri müdürlüğünü yapan Merdan Yanardağ, bugün sahibi olduğun Kanaltürk Televizyonu'nda nasıl sağ kolun oldu" demeyeceğim! Olabilir. Profesyonel gazetecilik yapan bir adam ekmek parasını her mecrada kazanabilir pekala. 15 yıl önce Gündem'de çalıştığı için bugün kimse PKK'lı ilan edilemez, edilmemeli! Bir Pazar sabahıydı... Ankara kar altında... Ucuz can pazarıydı... Ama Uğur Mumcu katledileli çok uzun zaman olmuştu.Sen afacan bakışlarını takınmış, her pazar olduğu gibi yanına aldığın Cüneyt Ağabeyinle konuşuyordun. Diyordun ki laiklik... >>>
E. Ali BİLGİN
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, gazetelere, Petkim’in satış ilanlarını vermiştir. Poaş, Tüpraş,Telekom,Erdemir’den sonra sıra nihayet Petkim’e gelebilmiştir. Biz de buradan, Örgütlenme düşmanlarına, işçi örgütlerinin karşısında olanlara, Sendikaları çökertmek isteyenlere, Yağmacılara, Arazi rantı peşinde koşanlara, Hurda makine ticareti yapanlara, Stok malları ucuza kapatıp pahalı satan fırsatçılara… vs vs. Petkim özelleştirmesini duyurmuş olalım. Sendikalara, işçi örgütlerine, sınıfın gerçek dostlarına duyurmaya gerek yok. Onlar, zaten hazırlık yapıyorlardır. Bütün alternatifleri düşünmüşlerdir. İzmir-Aliağa ile Malatya (Malatya Tekel) arasında, çoktan dayanışma hatları örülmüştür! Daha şimdiden, bütün Tekel işçileri internet üzerinden mesela Adana Malatya, Tokat vb dayanışma için >>>
Uğur HÜKÜM
Bugün dünyada ‘sütten çıkmış kaşık’ misali ‘pir-ü pak’ basın nerede var diyeceksiniz ? Haklısınız... Fakat, ‘tencere dibin kara seninki benden kara”, diyerek ilerleme sağlanabilir mi ? İyi haberi, sevinilecek, ülkenin yararına yontulabileceğine inandığı bir bilgiyi dahi, en küçük yoklamaya gerek görmeden aktaran, kopyalayan Türk basın mensupları, dünyadaki meslekdaşları arasında ne ilk, ne son; ne en beter, ne beterin beteri... Biz sizlere bu kıyıdan, elimizden geldiği ve dilimiz döndüğünce, Fransa güncelinden hareketle, Türkiye’ye kasıtlı veya kasıtsız, yanlış veya eksik ulaşan bir takım haberleri, kendi bilgi ve görgümüz, kulak ve gözümüz elverdiği oranda ‘doğru’ >>>
Ataman AKSÖYEK
Almanya’nın Başkanlık Dönemi1 Ocak 2007’den itibaren, 6 ay için Federal Almanya (FA) Avrupa Birliği’nin (AB) dönem başkanlığını üstlendi. Söylenen ve yazılanları özetlemeye çalışırsak; Genelde bütün yorumcular AB dönem başkanlığı’nın güç ve karmaşık olduğu noktasında fikir birliği içindeler. Homojen bir yapı olmaktan uzaklaşan AB; karar almakta ve buna bağlı olarak işleyiş güçlükleriyle tıkanmış durumdadır. Üyeler, özellikle yeni üyeler, ulusal çıkarları doğrultusunda oy vermektedirler Bu eğilimin değişmesi, içinde bulunulan koşullarda mümkün değildir. Dağ gibi çözüm bekleyen olayların bilincinde olan, FA dış işleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, beklentileri frenlemek için “altı ayda mucizeler yaratılamaz” demekten kendini alamadı. Bu dönem Angela Merkel ve >>>
Remzi İNANÇ
Geçen hafta sonunda Türk ve Kürt aydınlarından oluşan bir topluluk kara ve soğuğa inat, onca yolu teperek Ankara’da bir araya geldiler. Konferansın başlığı, “Türkiye Barışını Arıyor” idi. Toplantı, değerli yazarımız Yaşar Kemal’in konuşmasıyla açıldı. Kapsamlı olduğunca coşkulu konuşmasının bir yerinde, yazarımız, belli çevrelerin dillerine pelesenk ettiği “Türk’ün Türkten başka dostu yoktur” sözünü şöyle düzeltmek gereğini duydu: “Türkün Türkten başka dostu var…Gizli saklı değil. Malazgirt’ten bu yana Kürtler Türklerle dost.” >>>
Furkan TORLAK
“Yesha”, İbranice’de “Cuda”, “Samarra” ve “Gazze”nin baş harflerinden oluşan bir kelime. (Yehuda, Shomron, Aza). 1970’lerin sonunda 6 gün savaşlarından sonra kurulan Yeşa Konseyi Yahudileri İsrail topraklarına yerleştiren “Gush Emunim” organizasyonunun varisi olarak kuruldu. Başkanlığını Bentzi Lieberman’ın yaptığı Konsey, Doğu İsrail ve Gazze şeridindeki bütün İsrail şehirlerini, kasabalarını ve köylerini temsil ediyor. Konsey’in genel kurulu 25 belediye başkanı ve 10 toplum liderinden oluşuyor. İsrail’de yayınlanan Yediot Ahranot gazetesi, Yeşa Konseyinin öncelikli amacının her zaman için Filistin topraklarındaki Yahudi varlığını çoğaltmak ve güçlendirmek olduğunu ifade >>>
Prof.Dr. Şükrü HATUN
Toplumun Derinlerinde ÇalışmakOnlarla zaman zaman çalıştıkları çocuk yuvalarından korunmaya muhtaç çocukları muayene için getirdiklerinde karşılaşıyordum ve yüzlerinde hiçbirimizin tanık olmadığı acılara -çocukların acılarına- tanıklık etmiş insanların kederini görüyordum ama esas onlarla İzmit’de deprem sonrası kurulan çadır kentlerde karşılaştım. Çoğu kadın yüzlerce sosyal hizmet uzmanı ve onlarla birlikte pskologlar, çocuk gelişim uzmanları, hemşireler çadırkentlerin hemen yakınlarına kurulan çocuk bakım birimlerinde o kadar büyük bir özveri ve ışıkla çalıştılar ki biraz da onların sayesinde kentin ama en çok da çocukların üzerine çöken o büyük acı bulutu zamanla uzaklara ötelenebildi. Ben de ülkemizde mesleklerinin misyonuna bu kadar >>>
Çiğdem ŞAHİN
Bu yazıyı çok sevdiğim, can dostum Ayşe Nil Tahralı için yazıyorum… Daha önce ölümü üzerine bir yazı yazmıştım ama bu yeterli olmadı ona hissettiklerimi anlatmam için… Daha doğrusu ona olan borcumu ödemek için… Yalova’da, sahilde bir yazlık ev; olanca güzel deniz manzarası ve önündeki ağaçların ördüğü dantel güzelliğindeki doğal panoromasıyla; o her gün bu güzelliğe doya doya tadını çıkaracak bir gönül gözüyle bakabiliyordu; çünkü yaşamı çok seviyordu… Bir çocuğunu trafik kazasında kaybetmesi, Menderes zamanında DP milletvekili olan babası ve dayısının yargılanmaları ve varlıklarının önemli bir kesimini yitirmeleri, >>>
Esra ARSAN
Büyük Türk Gazetecisi Ufuk GüldemirGeçtiğimiz hafta Habertürk TV’nin patronu Ufuk Güldemir bir grup gazeteciyi sahibi olduğu kanalın stüdyosuna toplayıp, “Basın Klübü” programında kendisi ile bir söyleşi yaptırdı. Allah acil şifalar versin, uzun süredir yurt dışında gördüğü kanser tedavisinin ardından yurda dönen ve dönüşü ile birlikte ulusal basında çeşitli demeçleri, söyleşileri yayımlanan Güldemir’in belli ki kamuya söylemek istediği önemli şeyler vardı. Ufuk Güldemir, Cumhuriyet’in Washington temsilciliği ile çıkışa geçen gazetecilik kariyerine Star TV genel yayın yönetmenliği, Show TV genel yayın yönetmenliği, Milliyet Gazetesi genel yayın yönetmenliği, Sabah Gazetesi genel yayın yönetmenliği ve ardından haberturk.com ve Habertürk TV’nin patronluğu gibi yıldızlı ünvanlar eklemiş bir şahsiyet. Genç yaşta basın emekçiliğinden medya patronluğuna sıçramış olması nedeniyle de, biz gazetecilik akademisyenleri açısından bir şey söylediğinde az çok dikkate almamız gerektiği düşünülen birisi. Bu nedenle, >>>
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Neden Çok Boyutlu Düşünme Becerisine Sahip Değiliz?Başbakan Tayyip Erdoğan'ın arabasında fenalaşması ile başlayan panik ile hastaneye kaldırılışı sırasında; plansız hareketler ile ara yollarda kaza yapılması, hastane kapısında makam şoförü ve korumasının arabayı terk etmesi üzerine kapıların kilitli kalması, sonrasında bize yakışmayan bir usulle camların balyozla kırılmasını ve başbakanın hastane içine taşınma şeklini bütün dünya ibretle izledi. Bir tek bu mu? Sayın Özal Cumhurbaşkanı iken evinde rahatsızlandı, sağlık ekibi yok, hastaneye yetişene kadar vefat etti. 17 Ağustos 1999 depremi olduğunda dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in İstanbul'daki evinde telefon sistemi kesildiği için saatlerce kimseyle telefon konuşması yapamadığı belirtiliyor. Eski Başbakanlardan Turgut Özal saldırıya uğradığında, ekrana yansıyan görüntüler, korumaların sayın Özal'dan önce yere yattıklarını gösteriyordu. Sonra da ortalığı mermi yağmuruna tuttular. >>>
Kıymet Nadir BİNDEBİR
''...Bi Sayın Başbakana Veririm...''Bayram haftasına, bir düşük glükoz ve -tamamen tesadüf- iki balyoz vakasıyla girdik ki ikisi de evlere şenlik. İkisi de Türk’ün Balyoz Tarihi’ne altın harflerle yazılmıştır. Bundan böyle balyoz kelimesini duydukça (vallahi bak!) akvaryum içinde zincirli, donlu Cem Yılmaz’ı düşünerek kıs kıs sırıtacağız. Hokkabaz’ın yardımcısı Maradona’nın balyozla akvaryumu kırma sahnesini tekrar tekrar seyredeceğiz. Hatta buradan Cem Yılmaz’a açık çağrı yapıp filimin çekiminde kullanılan balyozu satın almak istediğimizi de söyleyeceğiz. Cem Bey de klostrofobik -ve hatta hipoglisemik (Ramazan pidesi çarpsın ki doğru!)- şu fakire bir balyozu çok görmez umarız. Esas ve kahraman balyozu Milletvekili Berdibek fahiş fiyata satın alıp Balyoz-u Şerif mertebesine yücelttiğinden bize de ancak Hokkabaz’ın balyozuna talip olmak kaldı. Olsun! Densizin birinin de Sayın Milletvekiline ‘balyozun yanına’ kaydıyla bir kutu margarin göndermek istediğini duyduk ki, hiç yakıştıramadık. Şiddetle kınıyoruz. Tereyağı varken Sayın Milletvekiline neden margarin reva görülüyor? >>>
Ahmet SEVİNÇ
İki Anka Kuşu1945 yılında ikinci dünya savaşı biterken, aslında en büyük kaybı SSCB’nin verdiği, (20 milyon insan) yine de akıllarda en çok Yahudi soykırımı ve Japonya’ya atılan atom bombası kaldı... Bir de Hitler'in 30 Nisanda kafasına sıktığı tek kurşunla intihar >>>
Metin AYDIN
Gaipten Gelen Kadın!Asık suratlıydı bu gece Ay. Ölgün ışık huzmelerinin vermiş olduğu tedirginliğe koşut, derin bir kasvet çökmüştü şehrin üstüne. Şehri dört koldan çevreleyen bu boğucu hava, intihara/intiharlara açık kapı bırakır gibiydi. Bugün durmadan >>>
Bahadır KALEAĞASI
Hatalarla Nereye Kadar?AB, Türkiye sayesinde 'Kendi ayağına kurşun sıkmak' deyimini çok daha iyi anladı. Türkiye'nin hataları ülkenin imajına büyük zarar veriyor. Bu duruma da en çok Türkiye karşıtları seviniyor. Türkiye'nin Avrupa'ya son katkısı kavramsal düzeyde. >>>
Suzan ÖRGE
Kadın Doğurduktan Sonra Seksi midir?İddia ediyorum daha seksidir! İstanbul’daki üniversite hayatımdan çok sevdigim (el-ense-tokat kategorisi) bir erkek arkadaşımla muhabbet ediyorduk çocuklu yaşam hakkında. O İstanbul’da, ben Washington DC’de. O çocuklu olmaktan hoşnuttu, ama kadınların >>>
Saadet ORUÇ
Işıklı Kentin Karabasanları; Donna, Donna, Donna...Ben ötekileri yazmayı seviyorum. Bir maratonu izlediğimde gözüm sonuncuyu arıyor. Bir yarışmada kazanan değil, kaybedenin gözyaşları beni çekiyor. Nasıl olsa yıldızları yazan çok... Aşağıda >>>
Namik Barış İDİL
Cumhuriyet MuhafızlarıYıl 1943... Kırklı yılların en acımasız ve soğuk kışı Rusya üzerinde dolaşa dursun, Almanya, yenilmez orduları ile batı – doğu, kuzey – güney demeden bütün Avrupa’yı almış durumda. Churchill’li >>>
Haldun ARMAĞAN
Sonradan para hırsına yenik düşüp suyu çıkarılan “Matrix” üçlemesi içinde yalnızca birincisi ayrı bir yere konulmalı. Matrix’i esinlendiği ve etkilendiği benzeri filmlerden ayıran özellik, basmakalıp aksiyon sahnelerine yeni bir soluk getirmesi diye düşünülür genelde. Oysa onu diğerlerinden farklı kılan en önemli nokta, felsefi öğelerin filme ustalıkla yedirilmesidir. >>>
Osman ŞAHİN
Yaşar Kemal'in ''Aydınlanma Yazıları''Çağdaş Türk ve Dünya edebiyatının büyük devi Yaşar Kemal’in 56 yıldan beri yazdığı 1000’e yakın yazıyı, değerli araştırmacı-yazar Alpay Kabacalı, dergi ve gazete sayfalarından derlemiş, bu yazılardan 400 kadarını yıllar önce, “Ağacın Çürüğü”, “Baldaki Tuz”, “Ustadır Arı”, “Zulmün Artsın” adlarıyla kitaplaştırmıştı. >>>
Ümit OTAN
'Dış Güçler' ve Medya, Aslında CHP'yi DesteklediBaykal’ın ateş püskürdüğü “dış güçler” ve “medya”, giderek güçlenen alternatifsiz bir iktidardan rahatsız olurlar mı olmazlar mı? Arkasında büyük destek bulunan iktidara her istediğinizi yaptırabilir misiniz? Yaptıramayacağınızı bildiğiniz için bir alternatif “güç” oluşturma çabasına girer misiniz girmez misiniz? >>>
Rahmi YILDIRIM
Avrupa´ya Bakıp Racon KesmekAB’nin Aralık 2004 zirvesinde, koşullu da olsa Türkiye ile tam üyelik görüşmelerine başlanması kararlaştırıldı ya, Türkiye’de artık her racon Avrupa’ya göre kesiliyor. Kurban kesiminde öyle, Başbakan’ın eşine Rusya gezisinde verilen hediyelerde öyle, CHP kurultayında öyle, odacıya kapıcıya standart getirilirken öyle, asker maaşları az mı çok mu tartışmasında öyle, Kıbrıs meselesinde öyle, hatta tsunami kurbanlarına yardım toplanırken de öyle. >>>
Ahmet Mümtaz İDİL
AnlayamıyorumGeçen bayramın ikinci günü öğle sularında özel aracımla Ankara’dan Eskişehir’e yola çıktım. Yol boyunca 100 km.nin üzerinde hız yapmadım. Eskişehir belediyesinin ışıklandırdığı çift yola girdiğimde bir ara hızım 120 km.yi buldu. >>>
Güler YILDIZ
Her Devrin Konusu: Tüken(e)meyen YalanGeçen haftalarda basında yer alan ve sessiz sedasız, tepkisiz; belleğe bir şey bırakamadan çekip giden bir haber üzerine kafa yordum. Dersim Soykırımı adlı kitabı yayınlayan Hasan Dağtekin, Türkiye’nin açtığı davayı yerinde bulmayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi 5 bin Euro ile cezalandırmış, Dağtekin’in iddiasını da maddi karşılıklı sevindirmiştir. >>>
Bülent KORKMAZ
Çocukluk yıllarımızın düş mekanlarından birisi, Hacı Gazi Dayı’nın “tükanı”ydı. Aslında o’na dükkan demek yanlış, dönemin süper marketiydi. Tükanın dışına kasalara dizilmiş sebzeler ve ekmek kutusu sizi karşılar; içeriye girdiğinizde sağa sola, dolapların içerisine serpiştirilmiş, iğneden ipliğe, tereyağından bala, kilitten hayvan bağlamaya yarayan zincire ürünler sizi karşılardı. >>>
Nazım ALPMAN
Geçen yıl bir büyük gazetenin genel yayın yönetmeni “Abdi İpekçi ve Uğur Mumcu gazeteciliği, iletişim fakültelerindeki öğrencileri gazeteciliğe düşman hale getiriyor” diye yazdı. Bu metin Abdi İpekçi ve Uğur Mumcu’nun ardından aleyhlerinde yazılmış “ilk yazı” gibi görünüyordu. O nedenle de cesur bir yazıydı! >>>
Sansursuz.com
'Paşalar Sermaye Düzeninin Koruyucusu'"Paşalar sermaye düzeninin koruyucusu" sözleri nedeniyle, Genelkurmay’ın suç duyurusu üzerine yargılanan yazarımız Rahmi Yıldırım, beraat etti. "Paşalar sermaye düzeninin koruyucusu" dediği gerekçesiyle Genelkurmay’ın >>>