Almanya Yangınının Ardından Anaya Sessiz Ağıt

13 Şubat 2008


LUDWIGSHAFEN / PARİS- Kömürleşmiş dört katlı bina.
Havada yanık kokusu.
Havada o yanık kokusunu bastıran acı kokusu. Acının kokusu o kadar ağırlaşıyor ki bir anda.
İki çift şaşkın gözün soran bakışlarla kalabalığı sorguladığını gördüğünüzde.
Tuğçe ve Zümrüt geldiler.
Halalarının kucağındalar. Babalarının kucağındalar. Dedelerinin kucağındalar. Orada, o kalabalığın içinde birisini arıyorlar.
O korkunç yangından bu yana yemek yiyememişler. Uyuyamamışlar.
2,5 ve 1,5 yaşındalar… Konuşmayı öğrenmeye fırsat bulamadan sessizce ağıt yakmayı öğreniyorlar.
Gözleri ağırlaşmış iyiden iyiye. Uykunun kollarına düşecekler. Ama direniyorlar yine de. O bakışlar artık çok uzakta olanı, hiç gelmeyecek olanı arıyor.
Anneleri Belma Özkaplı’yı arıyorlar kalabalığın içinde.
Havada yanık kokusu…
Acının havada ağırlaşan kokusu.
Bir de iki minik yüreğin annelerinin ardından sessizce yaktıkları ağıt…
Ludwigshafen yangınından geriye, yavrularını kurtardıktan sonra yaşama son bir hamle yapıp, alevlerden bedenini çekmek isteyen Belma Özkaplı ve geride bıraktığı iki bebeğin yürek burkan öyküsü kaldı.
..Almanya’nın Ludwigshafen kentinde çıkan yangında beş çocuk, toplam dokuz kişi canverdi. Geride çocuklarını kaybeden anneler, annelerini kaybeden çocuklar kaldı. Neden ve nasıl sorularının anlamsızlaştığı bir noktada, umut diye çıkılan bir başka uzun yolculuk daha, hayal kırıklıkları ve acı istasyonunda sona erdi…