Sopalı Demokrat, İşçilere Karşı

06 Şubat 2010

 

Ankara"nın buz gibi havasında bütün insanlığın içini ısıtan destansı bir direniş sergileyen TEKEL işçileri, Hükümet karşısında gerilemeden duruyorlar.

Her türlü yöntemi deneyen Hükümet en son durağını da açıkladı. Başbakan Tayyip Erdoğan, “bu eylem yasal değil” dedikten sonra içindeki “demokratı” uyandırdı:

-Aybaşına kadar sabrederiz, ondan sonra TEKEL işçilerinin üzerine polisi salarız!

TEKEL işçilerinin eylemi için güzel(!) bir değerlendirme de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek"ten geldi:

-TEKEL İşçilerinin eylemi Hükümet"e karşı komploya dönüştü!

Bakan bu sözlerinin öncesinde muhalefetteki günlerinden kalan bir cümleyi ağzından kaçırdı:

-Hak arama kutsaldır!

Demek ki, TEKEL işçileri kutsal bir iş yapıyorlar, haklarını arıyorlar.

Zaten gerçek de başka türlü değil. Ankara"nın dondurucu hava koşullarında işçiler turizm amaçlı beklemiyorlar, değil mi?

AK Parti Hükümeti"nin önünde sonunda kapitalizmin bir organı olduğu akıllardan çıkmamalı. Para söz konusu olunca din, iman, insaf, merhamet, anında unutulur.

Tayyip Erdoğan vakti zamanında devlete karşı şiir okumuş mağdur bir siyasetçi olarak TEKEL işçilerinin de şefkatine mazhar oldu. Onların haklarını koruyacağı sözünü vererek oylarını aldı. Ankara"da donmak pahasına haklarını arayan TEKEL işçileri arasında AK Parti"nin militını olduklarını açıklayanlar o kadar çok ki! Hepsi bin pişman şimdi.

Ama ne yapsınlar ki, ortada işçilerin “bizim partimiz” diye oy verecekleri güçlü bir siyasi organizasyon yoktu.

Devlet organları tarafından mağdur edilmiş bir siyasi lider ile “devlete toz kondurtmam” diyen bir muhalefet vardı. Çünkü devlet onlarındı!

İşçiler mağdura oy verdiler, devletin kumanda mekanizması mağdurun eline geçti. Ve doğal olarak mekanizmayı ele geçiren “mağdur” anında “zalim” haline geliverdi:

-Dağıtırız sizi! Aybaşına kadar süre…

İşçiler ekmek derdinde… İktidar ise otoritesinin sarsılacağı endişesini taşıyor.

AK Parti"nin o kadar geniş bir muhalefeti var ki, bunları bir araya getirecek yapı olmadığından darmadağınık görünüyorlar.

TEKEL işçilerinin haklı talepleri AK Parti karşıtlarını açısından paratoner oldu. Hayat işçileri toplumun lokomotifi yaptı.

Hükümet"e karşı demokratik direniş için yeterli öz güveni olmayan yapılar-partiler umutlarını orduya bağlıyorlardı. Bu hükümetin hakkından ancak askerler gelir düşüncesini demokrasi mücadelesi olarak takdim ediyorlardı.

TEKEL işçileri bu mantığı da iflas ettirdi.

Bütün Türkiye"ye gösterdi:

-Muhalefet böyle yapılır!

Haklı talepler öne konulduğunda onun çevresinde bir anda halkalanan toplumun değişik katmanlarıyla bu iktidara “hayır” denileceğini gösterdiler.

Hükümet bunu gördüğü için telaşlı…

Maliye Bakanı bu yüzden endişelerini mağdur rolü üzerinden diye getiriyor:

-Direniş Hükümet"e karşı komploya dönüştü!

Hatırlıyor musunuz? Tayyip Erdoğan 2008 1 Mayıs"ında İstanbul polisinin hunharca saldırısına uğrayan DİSK"liler için ne demişti?

-Gördük işte hepsi 1000 ancak kişi oldular.

TEKEL işçileri şimdi Erdoğan"a “sayı hesabının” nasıl yapıldığını da gösteriyorlar. Başbakan TEKEL direnişinin destekçilerini sayarak bitiremeyeceği için eski yöntemlere sarılıyor:

-Polisi salacağım üzerinize…

Her fırsatta demokrasiden yana olduğunu açıklayan Erdoğan"ın, nasıl demokrat olduğunu ise böylece gösteriyor:

-Sopalı demokrat!