Olağan Şüpheliler!

20 Mart 2009

Medya nerede duruyor?…

Gerçeklerle bağlantısını koparan Medya yöneticileri artık toplumsal suç kavramının neresinde duruyor.

Geçenlerde eski bir Polis muhabiri gazeteci ile konuşuyordum… İlginç şeylerden söz ediyordu. Dünya da Türkiye gibi, toplumsal gelişimini demokratik anlamda tamamlamaya çalışan, ülkelerde olamayacak şeylerden...

Kolombiya da ve "kokain" kartellerinin güçlü olduğu ülkelerde olabilecek şeylerden söz ediyordu.

Bana iki ay önce gazete ve TV haberlerine dikkat etmemi söylemişti, takip  etmemi  istediği \"Uyuşturucu\" ile ilgili haberlerdi, Türkiye de ortalama her ay 700 ila 1100 kg arasında değişen miktarlarda, çeşitli uyuşturucu polis tarafından yakalanıyor diye dem vurmuştu sohbetinde. Bu haberlerin varlığına bakmamı istemişti...

Gerçektende haberlere baktığımda ilginç bir şekilde gazetelerde yakalanan miktar ve Uyuşturucu ile ilgili olaylara bakıldığında nisbi olarak haber miktarı inanılmaz derecede az ve etkisizdi… Hatta bazı haftalar hiç uyuşturucu bağlantılı haber yok denebilirdi… Bazı ulusal TV ve görmesi gereken haber kanalları neredeyse hiç görmüyordu bu haberleri…

Bulvar gazetelerinde bir miktar haber vardı ama hepsi o kadar… Haber kanalları tam anlamıyla bu olaylardan uzak duruyor gibiydiler.

Oysa Polis işini yapıyor ve uyuşturucu operasyonları yıllardır süre gelen bir şekilde amansızca yürütüyordu. Dünyanın belkide en sofistike ve başarılı uyuşturucu operasyonları Türkiye den ve Türk Polisinden çıkıyordu. Bir gariplik vardı bu işte.

Neden diye bir soru?… Tanıdığım ve bilgisi olabileceğine emin olduğum bir çok gazeteci ile sohbetlere girmeye başladım.

\"Editöryal tercih\" deniyordu genellikle…

Niye editoryal tercih?

Editörler niye böyle bir tercih yapıyorlardı?

Toplumu küçüğünden, büyüğüne tehdit eden bir sorunu,  editörler neden görmezlikten geliyorlardı?

Sorular, soruları yanında bağlayarak getiriyordu… Sonunda şöyle bir cevap aldım yıllardır polisiye olaylarda kaynak olarak kullandığım bir bilgi kaynağından…

\"Ağır uyuşturucular ın bir kısmı Medya’da ve bağlantılı olarak TV ilişkili sosyete tarafından tüketiliyor  ve genellikle karar veren görevlerde olan bu insanlar tarafından özellikle \"kokain\" bir \"parti\" malzemesi olarak görülüyor\" diyordu…

Ben de şok’a girmiştim böyle bir şey nasıl olabilirdi?

Bu aslında göreceli olarak bu \"sorunun\" ciddi anlamda varlığına işaret ediyordu. Yöneticileri ya da medya ile ilintili sosyetenin uyuşturucu ile ilgisinin gazetecilik ve sosyal anlamda araştırılmaya değer olması zaten durumu içler acısı bir hale getiriyor.

O an da aklıma Kolombiya da ülkenin neredeyse yarısını kontrol eden ‘’FARC’’ ve bu örgüt bölgesinde yayınlanan gazeteler gelmişti.

Kolombiya da ‘’farc’’ ile ilgili bir haber yapmaya gittiğimde benzer bir olayla karşılaşmıştım… ‘’farc’’ özellikle kokain gelirlerinden savaşı sürdürdüğü için onlar tarafında kontrol edilen bölgelerde çıkan yayınlarda  ‘’kokain’’ ile ilgili her hangi bir haberi görmek mümkün olmuyordu.

Yukarda yazılan birçok şey olayların peşi sıra gidip belli kriterler ve sorularla düşünüldüğünde gerçeklerin, kimsenin değil… Sadece gerçek olayların bir birine bağlanmasıyla ortaya çıkan vahim bir iddiadır.

Türk medyasından bir başka portre…

Öyle bir garip dönemki bu artık Medya üzerine çıkan suçlamalar ve suç iddiaları, neredeyse Mafyayı bile geride bırakmış durum’da  bu iddialardan bir tanesi şöyle…

Türkiye den uluslararası yayın yapan bir kanalın yöneticisi, Rusya ya bir haber için gidiyor (ilk soru;  niçin Muhabir değil de habere, yönetici gider)  Bura da bir Spiker adayı ile tanışıyor… ciddi dil problemi yaşanıyor aralarında ve Kendi yöneticilik yaptığı kanalda spikerlik  bu Rus bayanın spikerlik yapmasını her nasılsa teklif ediyor. Sonrasında kanalda görev salmak üzere Rus bayan spiker İstanbul’a geliyor. Burada Rusya dan gelen spiker adayının deneyimsiz olduğu ve  böyle bir eğitimi ve becerisinin olmadığı anlaşılıyor.

Bu arada ilginç bir gelişme oluyor  Rusya dan gelmesine yardımcı olan Yönetici ve Spiker,  Kanal yöneticisinin odasında ( Kameralarla kontrol edilen bir yapı burası) oda da sosyal bir buluşma ve iş arkadaşlığının ötesinde,  azıcık çıplak bir vaziyette personel ve diğer yöneticilere yakalanıyorlar.

Durum Kanalın sahibi tarafından da fark ediliyor, Rus kadın spiker hemen işten çıkarılıyor.

Sonuç enteresan değil mi?

Kadın işten atılıyor… Birinci el görgü tanıklarından dinlediğim bu olay benim için bir iddiadan öte değildir ama…
Bu TV Kanalının sigortasız personel çalıştırıp bundan etkilenmediği biliniyor…

Ayrıca Rusya’dan gelen birisi çalışma izinlerine tabiidir… Ama orada ki yöneticiler bunu bağlayıcı olarak düşünmüyor olabilirler, bu da durumu değiştirmiyor… Türkiye’de de formaliteleri yerine getirmeyen bir Yabancının, tıpkı bizlerin yurt dışında çalıştığımızda olduğu gibi bazı protokollere işveren tarafından zorlanması gerekmektedir…

Bu görevli üst kademe yönetici, kanalda sürekli bu tartışmalar çıktığında yasalara karşı bir şekilde bağışıklık sahibi olduğundan dem vurup durumu savuşturuyor. Belki de öyledir…

Bilmiyoruz.

Bu’da Türk medyasında ki bir başka iddiaydı…
Düşünüyorum… Bu ülkede Medya üzerine, ortaya çıkan olaylar, öne sürülen iddialar ve Medya mensuplarının karışmış olduğu durumların, binde biri bile Avrupa’da olsa orada da hayat  çekilmez hale gelirdi… sistem  bunalıma girer artık sorun çözen değil üreten taraf olmaya başlardı…

İyi bakın…

Türkiye’de Medya zaten bu halde değil mi