Lalistan
(Mardin’deki katliamda ölenlerin anısına..)
Yüzümüz buruş buruş bir kâğıt sanki
Nicedir çöpe atılmaya hazır.
Meymenet yok artık bu naçar halimizden kimselere
Kendimizden böyle uzun boylu caydığımıza..
Bakıp da ağlayamadığımız dolunay şahit.
Oysa ne çok bakıp üryan kalmıştık..
Dünyanın en güzel fahişesi olan dolunayda.
Kaçamazdık!
Naçardık!
Kalakaldık!
Şu çığlığında mahsur kaldığımız Kürt kapanında.
Bir köpek nasıl ulursa...
Medetsiz ağladık ışığında.
Silme yakamozlandı aşk-ı derya.
Ayaküstü hüzünler değil bunlar…
Zor dikiş tutar bu yara!
Şiir de sağaltmaz..
Serde Kürtlük varsa.
Nasıl yürüdüyse küffarın üstüne iman-ı kâmil
Öyle derdest ve tarumar..
Ağzı açılmadık küfürler emzirdik..
Zehri kendine kör iken bellek
Cenk yolunda bıyığı yeni terlemiş birer cengâverdik.
Sonra ömrümüze (c)eza yenilgilerden bir hüzün sıkardı ümüğümüzü
Bir ustura ağzı kadar bileylediğimiz öfkemiz
Dili dağlanmış Lalistan’dı!
Ey şahdamarım üzre tekinsiz sallanan zalim!
Bıçak da benim yara da!
Buyur gel;
Kavgaysa kavga!
Ölümse ölüm!
Yeter ki zeval gelmesin aşka.


