Lalistan

11 Mayıs 2009

(Mardin’deki katliamda ölenlerin anısına..)

 

Yüzümüz buruş buruş bir kâğıt sanki

 

Nicedir çöpe atılmaya hazır.

 

Meymenet yok artık bu naçar halimizden kimselere

 

Kendimizden böyle uzun boylu caydığımıza..

 

Bakıp da ağlayamadığımız dolunay şahit.

 

Oysa ne çok bakıp üryan kalmıştık..

 

Dünyanın en güzel fahişesi olan dolunayda.

 

Kaçamazdık!

 

Naçardık!

 

Kalakaldık!

 

Şu çığlığında mahsur kaldığımız Kürt kapanında.

 

Bir köpek nasıl ulursa...

 

Medetsiz ağladık ışığında.

 

Silme yakamozlandı aşk-ı derya.

 

 

 

Ayaküstü hüzünler değil bunlar…

 

Zor dikiş tutar bu yara!

 

Şiir de sağaltmaz..

 

Serde Kürtlük varsa.

 

 

 

Nasıl yürüdüyse küffarın üstüne iman-ı kâmil

 

Öyle derdest ve tarumar..

 

Ağzı açılmadık küfürler emzirdik..

 

Zehri kendine kör iken bellek

 

Cenk yolunda bıyığı yeni terlemiş birer cengâverdik.

 

Sonra ömrümüze (c)eza yenilgilerden bir hüzün sıkardı ümüğümüzü

 

Bir ustura ağzı kadar bileylediğimiz öfkemiz

 

Dili dağlanmış Lalistan’dı!

 

 

 

Ey şahdamarım üzre tekinsiz sallanan zalim!

 

Bıçak da benim yara da!

 

Buyur gel;

 

Kavgaysa kavga!

 

Ölümse ölüm!

 

Yeter ki zeval gelmesin aşka.