Gazetecilik, Gazetecilik ve Gazetecilik…

18 Mart 2006

"Türkiye ilginç bir dönem yaşıyor, politik anlamda yaşanan polarizasyon (ayrışma) ülkenin genelini değerler bazında önemli ölçüde etkiliyor.

Sorun ülke deki bu ayrışma, ama nereden başlıyor. Bir çoğumuz bu soruyu duyduğunda \"medya\" diyiveriyor doğru, medya... Ayrışma süreci ilk olarak medya da başladı.

Özellikle ucuz emek ve fazla kar amacı güden medya kuruluşları kadroları, göreceli olarak daha az birikimi ve deneyimi olan hatta hiç deneyimi olmayan, okullardan yeni çıkmış, iş arayan genlerden seçince olanlar oldu.
Bu seçim \"biad\" kültürünü de beraberinde getirdi. Kadrolar artık uzmanlık alanlarındaki geçirdikleri kaliteli zamana göre değil birilerine yakınlık dürtüsü ile oluşturulmaya başlandı.

Bu kadro oluşumları beraberinde yönetici açığını da getirdi… Zaten yamru yumru kar amacı güdülmeden ve profesyonellikten uzak oluşan yeni basın yayın kuruluşlarına yetmeyecek kadar az olan yönetici sayısı tam anlamıyla \"tavşanın suyunun suyu\" misali lastik gibi çekilmeye başlandı. Bu kütlesiz uzama basın yayın kuruluşlarında dengeleri ir daha hiç düzelemeyecek biçimde etkiledi.

Öyle bir hale geldik 24 yaşındaki bir yönetici, yıllarca meslekte analitik haberler yapan ve ismi halk tarafından \"güvenilir\" olarak zikredilen bir muhabiri görevinden alabildi. Bu nedenleri mantık kurallarını dışına taşmaya başladı…

Şöyle örneklere rastlanmaya başlandı \"iyi bir muhabirin yerine yanında olsun diye sevgilisini işe alan yöneticiler’’ zaten ucuz emek kalibrasyonundan gelen yeni yöneticilerin daha büyük problemleri vardı.

Kendilerini nasıl göstereceklerdi…

Geçmişleri bomboştu, arşivlerinde neredeyse gösterecek hiçbir şeyleri yoktu, çözüm en ucuz yoluyla geldi… Ayrışma ve saldırganlık… Bu da şimdi yapılan haberciliği tam olarak açıklıyordu, artık gazeteciler ve televizyoncular haber yapmak yerine kendilerinden söz ettirmek kavgasına girişmeye başladılar. Bu da siyasilerin hoşuna gidince 4. Kuvvet şu anda gördüğümüz duruma geldi. Barlarda kavga çıkarıp sosyete haberlerine girenler, Sevgilisi ile tıpkı bir ‘rock star’ gibi yakalananlar var, Özellikle Cemiyet haberlerine bakıldığına bir çok ünlünün Habercilikle bir ilintisini ya da TV programcılığı ile bir alakasını görmeniz mümkündür.

Artık gazeteciler haber üzerine çalışmıyor sadece nasıl bu iş yapmaya çalıştıklarının haberlerini yapıyorlardı. Buna en güzel örneklerden bir Irak savaşı, Lübnan ve Gürcistan da çıkan çatışmalar verilebilir. Arşivler tarandığında bu konularda muhabirlerin sadece kendileri ile ilgili sunumlar hazırladıkları ve bun sunumları Reuters , AP ve AFP haberlerine nasıl giydirdiklerini görürsünüz.
Bazı köşe yazarları \"Sex Appeal\" (Seks daveti) ini yükseltiyor…

Bir tarafta artık muhabir geleneği kalmadığı için beslenemeyen politik köşe yazarları, diğer tarafta hemen her yazısında seksüel referanslara dayanan diğer köşe yazarları. Kalbi kırılanlar aşk üzerine yazıyor, kendini seksi görenler, seks üzerine, politik yazarlar artık okunmadıkları için genellikle birbirlerini yazıp iyicene halktan uzaklaşmaya başlamışlar.

Hemen her gün gazetelere baktığımızda bir köşe yazarının \"memesinin\" üstüne yaptığı dövmesinde sevgilisinin adını yazdığını okuyabilirsiniz… ya da bir başka gün \"Vatanım için yatağa girerim\" diyen bir başka köşe yazarı…

Sarhoş konuşmaları gibi gelebilir ama aslına içinde bulunduğumuz medyanın kısa açıklaması bu...

Bir tarafta peyda olan ve Kurumlar arası İnternet örgütlenmesi halinde baş gösteren ve şimdilerde mafya örgütlenmelerinin yerini alan guruplar var… Bunlar artık Biad kültürünü çalışma şartı olarak öne sürecek kadar güçlenmiş ve \"halk Düşmanlığı\" suçu işleyecek kadar gözü kara guruplar haline gelmişler. Parasal güçleri onları bu kontrolsüz medya ortamında \"kural koyan\" taraf yapıyor... Ama hangi kurallar. Etik den yoksun, temellerinde habercilik olmayan daha fazla \"şantaj\" kültürünü haberle yer değiştiren kurallar. Kalabalık ve etkin mevkilerde olan bu çetevari örgütlenmeler, politikacılara kadar ulaşıp, kendi üsluplarına göre hiçbir güvenilirliği olamayan yasal düzenlemeler yaptırmaya çalışabiliyorlar.

Yukarıda anlatılanların hemen hepsi Demokratik gelişmiş dünya da, ulusal ve denetlenen medya kuruluşlarında yasak hem de yasal anlamda yasak. Örneğin İngiltere'de \"Kötü Referans\" vermek suç. Habercilik geleneklerinde olayların anlatılması yeterli sayılıyor.

Tv ve gazetelerde işe alımlarda gerekçeli \"redd’ler\" ve \"kabuller\" gerekiyor... Bunun dışında yaftalamak mesela kayıtlı \"bir faşist gazeteciyi\" işe almayabilirsiniz ama bunun ya yapılmış haberleri ve eğilimlerinden ortaya çıkması ya da mahkeme de \"Anti Nazi\" yasası ile eserlerinin kısıtlanmış olması gerekiyor… Biz deki gibi \"Gözlerine baktım bu ulusalcı\" ya da \"sakalları 2 mm den uzundu bu adam İslamcı\" diyemiyorsunuz, bu konudaki \"ayrımcılık\" davaları sendikalar ve mahkemeler tarafından büyük bir ciddiyetle takip ediliyor.

Avrupa ve ABD de devlet ile basın sendikalarının, neredeyse üzerine uzlaştığı yegane konu bu… çünkü bu alandaki problemli çeteleşmeler sistem için yıkıcı bir hal alabiliyor.