Fransa’da Türkiye Mevsimi – 4 / “Antik” Taş

05 Eylül 2009

Paris - “Siz siz olun Türkiye’de turistik eşya satan butiklerden ‘taş’ satın almayın. ‘Antik’ çıkabilir ! Sonra Domanick Murugan gibi Türk hapisanelerine düşersiniz...” Fransa’nın en büyük televizyon kanalı TF1’in, en eski ve popüler haber sunucusu Jean-Pierre Pernault 28 Ağustos Cuma günü saat 13 haberlerinde bıyık altından bir gülümsemeyle iki buçuk dakikalık bir röportajı böyle lanse ediyordu. 5 Mayıs’tan beri Antalya’da tutuklu, otomobil tamircisi Murugan’ın eşi, çocukları sevinç gözyaşları döküyor; üstlerinde “Aidez -Domanick Murugan’a Yardım Edin” yazılı siyah tişörtlü yakınları, arkadaşları televizyon kameraları, fotoğrafçıların önünde Talibanlar’ın pençesinden rehine kurtarmış edasıyla poz veriyorlardı. Türk basınının tekrarlamasını pek sevdiği bir ifadeyle, ama ne hikmetse bu kez tek kelimeyle bile yansıtmadığı bir olayda “BÜTÜN Fransa’nın gözleri Türkiye’ye çevrilmişti.” Evet, milyonlarca Fransız günlerdir “zavallı” Murugan’ın Türk polisi ve adaletinin nasıl kurbanı (!) olduğunu izliyordu.

 

Domanick Muruga’nın Antik taş merakı

 

Mauritius adası kökenli 40 yaşındaki Fransalı Muruga, 37 yıldır yaşadığı Fransa’daki, bayram tatilleri bol Mayıs (4 ayrı gün) ayından yararlanıp, eşi ve 4 çocuğuyla ucuz tatil cenneti Antalya’da bir hafta geçirmeğe gider. Taşlara mereklıdır. Turizm altyapısı kurmayı “6-7 Yıldızlı (?) Otel” inşa etmek sanan çoğu turistik ülkede yaptığı gibi sokaklarda dolaşan seyyar satıcılardan 20 avroya, salondaki büfesine koymak üzere hatıra “Antik” bir taş satın alır. Ne bilsin Türk gümrüğü ve adli bürokrasisinin bu denli “zehir hafiye” olduğunu veya aldığı taş anı parçasının gerçekten “Antik” mi olup olmadığını ? Ne her köşe başında bir uzman arkeolog oturuyor, ne de Türk havaalanlarına indiğinde, “Türkiye’de 10 sene hapse mahkum olmak istiyorsanız sokaklardan, dükkanlardan ‘Antik Taş’ satın alın !” diye bir tavsiye, ne de “Yasak” levhası var !      

 

2 Mayıs’ta Fransa’ya dönerken gözaltına alınan Muruga’nın serbest bırakılması 28 Ağustos akşamı, ‘Saat 8’ haberlerinin baş manşetiydi. On milyonlarca Fransız bol gözyaşılı röportajlar eşliğinde “Tarihi eşya kaçakçısı ‘zanlının’, Türk hapisanesinde intiharı düşünecek kadar şiddet, hakaret ve tehdit aldığını; özgürlüğün ne demek olduğunu anladığını”, izledi (*). “Muruga’nın serbest bırakılması için Nicolas Sarkozy’nin müdahalesine teşekkür” de olayın krem şantiyisiydi. Hem “zehir hafiyeler” o kalabalık içinde niçin Muruga’yı seçmiştir acaba ? Kargalar “açık tenli” bir kadın turistin kolunda “koyu renkli” bir adamı gözüne kestirmiş olabilir mi dersiniz ?

“Fransa’da Türkiye Mevsimi”nin amacı neydi ?

 

Fransa’da 1 Temmuz’dan beri 400’ün üzerinde faaliyeti sergilenen, sahnelenen 9 ay sürecek “Türkiye Mevsimi” bir kez dahi, akşam değil 8 haberlerinde başlık, konu bile (en azından şu ana kadar ve bizim bilgileriniz dahilinde) edilememişti. Türk gümrüğü, polisi ve adaleti ve de sayın pek yetkili makamlar “görevini” yerine getirmiş olmanın huzuruyla, gerçeklere sırtını çevirip rahat uykusuna devam edebilir. Sen ülkene 50 milyon turist getirecekmişsin; güzelim insanların paralandığı, akıllı ve kültürlü bir avuç Fransızın yararlandığı, “Türkiye Mevsimi” faaliyetlerinden sonra “Türkiye’ye Fransa’dan 1 milyon turist gelmesi” bekleniyormuş. Türkiye’nin “imajı”na katkı, Türkler hakkında önyargıların kırılması arzulanıyormuş. Her şeyi Fransa’daki ikiyüzlü siyasi bir iradeye ve dalkavuklarına yüklemek çok kolay. Bizdeki sektör, yetkililer ve mevzuat üzerine düşeni ne denli yerine getiriyor ? Tanınmış haber sunucusu Pernault 28 Ağustos haber bültenini, kinayeli bir gülümseyle noktalıyordu: “Herhalde (Muruga) bir daha Türkiye’de turizme kolay kolay pek heveslenmez !”

......

Not: Arzu eden Fransızca bilirler Google’da “Muruga, TF1 veya F2, F3” yazıp haber ve röportaj videolarından söylediklerimizi ayrıntılarıyla izleyebilirler.