Fransa’da AB-Türkiye Polemiği - II -

09 Haziran 2009

Paris - Yarın yapılacak AB Parlamentosu seçimleri etrafındaki kampanya Fransa’ya, Fransız siyasi hayatına özgün bir ateşle son ana kadar sürdü. Perşembe akşamı (4 Haziran) en büyük kamu televizyon kanalı France 2 rekor bir seyirci kitlesinin önünde ibretle siyasi parti ve liste liderlerinin kapışmalarını izledi. 2 saat 44 dakikalık “A vous de juger / Karar Vermesi Sizden” isimli tartışma programının son 20 dakikalık dilimi Türkiye’nin AB adaylığına, Türkiye’nin Avrupa’daki yerine ayrılmıştı. Fransız sol ve sağının önde gelen en yetkili 8 temsilcisinin tam dengeli bir biçimde yer aldığı tartışma bir kez daha Fransa’daki kamplaşmayı kanıtladı. Sağ, ılımlısından aşırısına en ilkel Türkiye karşıtlığına soyunurken, sol, demokrasi ve insan hakları kaydı dışında ikirciksiz bir Türkiye ve bu ülke ve insanlarının AB’deki vazgeçilmez yeri savunusu yaptı. xxx Programın ilk büyük kısmı CGT’li bir sendikacı ve program yöneticisi Arlette Chabot’nun soruları çevresinde yönlenirken, Türkiye tartışması gazeteci Defne Gürsoy’un tek sorusu etrafında odaklandı. Gürsoy’un siyasi liderlere yönelttiği sorusu şöyleydi: “Türkiye’nin AB üyeliği yolunda resmi müzakereler başlamıştır ve resmen geri dönülemez. Bu sürecin 5 yıldan çok daha uzun süreceği belli olmuştur. Her durumda önümüzdeki Pazar günü seçilecek Avrupa vekilleri bu konuda karar verme konumunda değillerdir. Durum böyleyken, Türkiye’nin üyeliğinin Fransız seçmenlerin önüne, seçimlerin en önemli, hassas sorunuymuş gibi sürmek ne anlama geliyor? Bu durum konu hakkındaki cehaletten mi, yoksa seçmenleri manipüle etmek, kullanmak düşüncesinden mi kaynaklanıyor?” xxx Soruya cevaben ilk söz alan iktidar partisi UMP Genel Sekreteri Xavier Betrand önüne çıkartılan Avrupa haritasını inanılmaz bir patavatsızlıkla işaret ederek Türkiye’nin bu coğrafyada yerinin olmadığını, ayrıca tarihi ve kültürel olarak da Türkiye’nin bu sürecin dışında olduğunu savundu. Bir kişi kalkıp da Türkiye’nin doğusuna sarkan Azerbayacan, Ermenistan ve Gürcistan’ın da Avrupa haritasında olduğunu söylemeyi akıl (veya cesaret) edemedi. En ateşli Nicolas Sarkozy karşıtı olduğunu gösterebilmek için program boyunca kendinden beklenmedik bir bayağılık sergileyen, merkez sağ “çok” liberal MoDem hareketinin başkanı François Bayrou ise Türkiye karşıtlığında aşırı sağcı, milliyetçi ve tutucu liderler Marine Le Pen (FN) ve Philippe de Villiers (Libertas) ile yarıştı. Hatta Sarkozy’yi AB başkanlığı döneminde Türkiye ile 2 yeni müzakere faslı açtığı için ‘ikiyüzlülük’le suçladı. xxx Sol kampta yer alan Avrupa Ekoloji’nin liste başı, Yeşillerin lideri Daniel Cohn-Bendit, (Fransız Komünist Partisi, Sol Parti ve Birlikçi Sol’dan oluşan ) Sol Cephe sözcüsü Jean-Luc Melenchon ve troçkist Yeni Antikapitalist Parti NPA temsilcisi Olivier Besancenot Türkiye’nin AB bütünleşmesine dair şaşmaz bir kesinlikle tavır koydular. Ancak büyük sürpriz ana muhalefet hareketi lideri, Sosyalist Partisi Birinci Sekreteri Martine Aubry’den geldi. Aubry Obamavari yaptığı uzun bir konuşmada, “Coğrafya konusunda seçmenlerin aptal yerine konulmaması gerektiğini, Malta veya Kıbrıs’ın Avrupa kıtasına Türkiye’den daha uzak olduklarını, Karayip adalarındaki Fransa’nın varlığını veya bir kaç hafta önce Fransa’ya katılan nüfusunun yüzde 90’ı Müslüman olan Hint Okyanusu’ndaki Mayot adası gibi gerçeklerin unutulmamasını”, belirtti. “Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu dahil tüm kültürel ve sosyal varlığıyla Avrupalıdır”, diyerek Türkiye’nin Avrupa Konseyi gibi çok sayıda Avrupa kurumunun kuruluşundan beri içinde bulunduğunu, milliyetçi ve ayrımcı düşüncelerin, tavırların dünyayı nerelere sürüklediğine dair anıların daha çok taze olduğunu, İslam dünyasındaki tek laik ve demokratik ülke oluşunun önemini ve benzeri tezleri heyecanlı ve güçlü bir tonla yineledi. Türkiye’nin önündeki tek şartın demokratikleşme olduğunu; bu şartın insan hakları, kadın hakları, Kıbrıs, Kürt sorunları ve Ermeni Soykırımı gibi altbaşlıkları içerdiğini hatırlattı. xxx Yarın seçilecek 72 Fransız Avrupa vekilinin siyasi çizgilerine ilişkin son tahminler ise şöyle: Yüzde 27 UMP, yüzde 20 Sosyalist Partisi, yüzde 13 Avrupa Ekoloji, yüzde 12,5 MoDem, yüzde 6,5 FN, yüzde 6 Sol Cephe, yüzde 5 NPA ve yüzde 5 Libertas.