Bir Özgür Adam
KANADA – Beni tanıyanlar bilir. Politika, ekonomi ve ülkenin yüksek yararları gibi sözlerin anlamını pek çakmadığım gibi, onları kavrayacak yeteneğim de yoktur. Şaşı gözlü korkağın biriyim!
Elime on dolardan fazla para geçtiğinde yaprak gibi titrerim.Yalana ne gerek? Enayinin biriyim özetle!
Evden işe, işten eve…Gazetenin spor sayfasını okurken bile anlamakta zorlanırım. Çocukların boğaz ağrısı, kızamığı, mahallenin söylentileri yaşamımı doldurur, artar bile! Topluma girmeye korkarım. Çok konuşmayı da sevmem. Fazla sözün kişiye yararı yoktur çünkü. Olsa olsa aptallığını ele verir.
Sonraları bende büyük bir değişiklik oldu. Bilgili, kültürlü bir adam oldum çıktım. Ülkü sahibi oldum. Arap-Yahudi çekişmesi, özgür dünyanın Güneydoğu Asya poitikası beni yakından ilgilendirir oldu. Açlıkla, yoksullukla uğraşmak, toplumları özgür görmek dileği, onlara daha güzel bir yaşam sağlamak başlıca görevim oldu. İnanır mısınız, bu yüksek ülkü beni tümden değiştirdi. Gözümün şaşılığı geçti, elli yaşından sonra gençleştim, yakışıklı bir adam olup çıktım. Övünmek gibi olmasın, genç ve körpe kızlar bana pas vermeye bile başladılar.
Bu iş nasıl oldu? Nasıl oldu da ot gibi sürünmekten kurtulup bu soylu ülküsel yaşama kavuştum? Anlatmaya değer doğrusu!
Efendim, birkaç yıl önce, Amerika’daki büyük amcam, sizlere ömür, dünyamızdan göçtü gitti. Zavallının benden başka kimsesi olmadığından bütün serveti bana kaldı. Vergi ve cenaze giderleri
çıktıktan sonra, elime net 11.732 dolar geçti. Bu büyük serveti çarçur etmeden, iyi bir yere yatırım yapmalıyım diye düşündüm. Bu işlerle uğraşan firmalar varmış. Birini salık verdiler. Gittim gördüm. Bu parayla petrol pay senetleri almamın sağlam bir yol olacağını söylediler. Ya Allah! deyip on bin dolarlık senet aldım. İşte ne olduysa bana, bundan sonra oldu. Her gün gazetelerin piyasa haberlerini izlemeye başladım. Bizim pay senetleri ‘yo-yo’ gibi oynuyor. Amanın, neredeyse kalp durmasından gideceğim. Akşamları gazeteye bakıp, ya göbek atıyorum sevincimden ya da arpacı kumrusu gibi oturup düşünüyorum. Gözüme uyku girmez oldu geceleri…Ya milyonerler gibi para harcıyorum gece boyunca ya da çırılçıplak sokak başında dileniyorum. Bu iş böyle olmayacak dedim kendi kendime. Bu piyasayı daha yakından izleyip öğrenmem gereğine inandım. Başladım bu konuda yazılmış kitaplar okumaya, bilenlere sormaya…
Bu arada Arap-Yahudi çekişmesi nedeniyle petrol kaynaklarını tehlikede gören benim firma, Güneydoğu Asya’da petrol araştırmalarına başladı. Endonezya kıyılarında kuyu açma işlemlerine girişti. Sonunda, Güneydoğu Asya’da geniş bir petrol rezervi bulundu. Bu arada Endonezya’da Sukarno kuş olup uçtu. Yerine, bizim firmaların gerçek değerini anlayan Batı ve özgürlük yanlısı Suharto devrim yaparak geçti.
Bu işi düzenleyen CİA’ya ne kadar dua etsem azdır.Bunun gibi üç beş kuruluş daha olsa, özgür dünyanın sırtı yere gelmez. Artık yatırımımı tutmayın gitsin! Kısa zamanda fiyatlar fırladı, iki katını buldu.
Zamanla Güneydoğu Asya’nın politik ve ekonomik durumu üzerine uzman oldum çıktım. Nüfus artışları, ekonomik gelişmeler, toplumun politik eğilimi beni yakından ilgilendiriyordu.Orada yaşayan halkın refahı, demokrasiye bağlılığı günlük dertlerimin arasına girdi.
Güney Vietnam’daki savaşın da yatırımımın gidişini etkilediğini algıladım. Alçak Kuzey Vietnamlılar kahraman Amerikalıları geri püskürttükçe, benim yatırım değerini düşürdü. Bu arada Güney Vietnamlılar su koyuverdiler. Koyun sürüsü gibi düşmanla birleşmeye başladılar. Yatırımım güneşte kalmış kar gibi eridikçe eriyordu.
Baktım ki paralarım düşe düşe kırk bin dolara inmiş.Aman dayanın Amerikalılar! diyorum içimden. Bir de üstelik, diğer özgür ülkeler Amerika’ya baskı yapmaya başladı. Tüm yeryüzü, sanki bana düşmanmış gibi, Amerikan karşıtı oldu çıktı! Alçak Fransızlar, alçak Kanadalılar…Hele o vicdansız İsveçliler..Hepsi kanıma susamış! Ulan diyorum, bakın bayrağın güzelliğine! Şu kırmızının iç açıcılığına, şu mavinin genişliğine! Alçaklar, diyorum, kardeşlik, eşitlik ne oldu? Kim kurtardı sizi deli Hitlerin elinden? Kim milyonları döktü savaş sonrası çökmüş ekonominize? Kim Komünist Rusya’yı durdurdu Berlin kapılarında? Bir de alçak zenciler, kanı bozuk beyazlar askerden kaçmaz mı? Amerika’da bir kargaşalık ortamı yaratmazlar mı? Ne yapsın sana yüce başkan Nikson, Vietnam’dan çekilmeye karar vermekten başka…
Buraya kadar her şey kabulümdü. Ama Nikson’un bu eylemi bardağı taşıran damla oldu. Bu iş böyle olmayacaktı. Çünkü herkes kendi payına düşeni yapmazsa bu konu nasıl çözümlenebilirdi? Bunun tek çaresi, Vietnam’a gidecek asker bulmak ve Nikson’un düşüncesini değiştirmek için baskı yapmak…
Sokaklarda genç ve güçlü delikanlıları çevirip konuşuyorum onlarla.Sorunun önemini anlatmaya çalışıyorum. Ne yapayım başka? Kazandığım paranın bir bölümünü bu yüce amaç için harcamaya karar verdim. Yoksa hiç kimsenin uğraşmaya niyeti yoktu…Zavallı Güney Vietnamlılar kendi acıları, dertleriyle başbaşa kalacak…Bu, adam kandırma işi kimi zaman başıma dert de açtı. Bir iki dayak yedim, hatta karakolluk oldum.
Arkadaş, azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz! Pay ortağı olduğum firmanın yönetim kurulu başkanıyla gidip görüştüm. “Evet” dedi, “sorunu biz de biliyoruz, kaygılanmayın.. Bu konuda özgürlük ve demokrasi adına harekete geçtik. Başkan Nikson’a baskıya başladık.. Bu işi çözümlemediği takdirde, partilerine yaptığımız büyük bağışları keseceğimizi belli ettik, hatta duyurduk…”
Bekliyorum şimdilik. Sanırım bir iki kadar bu konuda bir değişiklik göreceğiz. İnann-ın, bu işi yalnız kendim için yapmıyorum. Oradaki fakir fukarayı düşünüyorum en çok.


